1 Mart 2010 Pazartesi

İspanyol Meyhanesi

Napalm Death - Silence is Deafening şarkısında, Mitch Harris "A trace of filth to be scraped off" diye bağırdığında, Hypocrisy - Eraser şarkısında Peter Tägtgren, gözlerini kaydırıp "It scares you FOOREEVEER" dediğinde. Tracy Bonham - Mother Mother şarkısında "Everything's fine" diye bağırdığında, Arch Enemy - Despicable Heroes şarkısında Angela Gossow "Destroy" diye çığırdığında, Ajattara - Antakaa Elää şarkısında Pasi Koskinen "Antakaa Elää" diyerek ciğerini parçaladığında tüylerim diken diken olmakta. Ötesi yok yani...

27 Şubat 2010 Cumartesi

sencer abi

mağaza etrafında dolaşan bir yaşlı insan vardı. ön tarafta ilk gördüğümüzde dikkatli olalım, "nedir bu adam necidir" diye. murat gidip konuştuktan sonra adamın zararsız olduğunu öğrendi. ertesi gün gelip bizimle konuştu bu saçı sakalı birbirine girmiş 70 yaşındaki insan. yanında bir taşıma aracı var, üstünde büyük çantalar var, eşyalarını yanında taşıyor, bildiğin evi barkı yok imajı veren birisi.

aslında evsiz mi olduğunu yoksa söylediği gibi hastanedeki yeğenine bakmak için mi öyle seyyar gezdiğini öğrenemedik. adam galatasaray lisesi mezunu, parmağında yüzük var, zamanında devletin ismini söylemeyeceğim bir biriminde çalışmış. bakanlıkta sanırım. inanılmaz kültürlü, bilgisi çok, konuşması sıkmayan bir insancıl insan. neyse; artık etrafta gözükmüyor, ya öbür dünyaya yolcu oldu, ya da mağaza etrafından yönetimin talimatıyla polis tarafından uzaklaştırıldı. garip bir anı işte..

ah iki katlı

yanlış otobüse binmişim. ah o çift katlı beni yaktı, sen misin sormadan binen. yan yola girerek beni uzaklara götürdü. kısa sürede fark etmem sonucu kurtardım. indikten sonra geri yürüdüm, yürüdüğüm yollarda kimse yok, in cin top oynuyor, bulunduğum semt ıssız sanayi. benzinciye kadar çıktıktan sonra hemen otobüse yakaladım allahtan.

16 Şubat 2010 Salı

Ben bende tutuklu kaldım

Yazamıyorum, çizemiyorum, üretemiyorum, hissedemiyorum. bu ne ızdırap... kendinden gelmesi lazım, çekip çıkaracağım yeri bilemediğim için. bekliyorum gelmiyor, bön bön bakıyorum.

caddeler, sokaklar, ışıklar, donuk insanlar. gerdiriyor beni hissizlik, karşıya fırlatıyor. sonsuz ayna efekti misali, kendime geri düşüyorum.

18 Ocak 2010 Pazartesi

manyak bunlar

işsiz bunlar! boş beleş insanlar!

osuruktan nem kapan, alışveriş etmeyen, gezmeye gelen, faydasından çok zararı olan yurdum insanı. ortama adım attığı anda mekanı satın aldığını sanan denyolar, zorluk çıkartanlar. kıllık yaptığınız o an kafanızı duvara sürtmek istiyorum. buradan beddua ettim, ne yapıyorsanız 100 katı size geri dönsün İNŞALLAH!

Dişçi

bugün sol alt iki dişimde çalışma oldu. 1 saat süresince zzzt, bzzzt, vızzz gibi seslere doydum. övünmek gibi olmasın; dişçiye işi düştüğünde değil, kendi ayağıyla giden insanım.

13 Aralık 2009 Pazar

Avm

Yakında işyerinde 3. ay dolacak, işe girdiğimden beri çalışma arkadaşı olarak tonla insan girdi çıktı, bunun yanında hergün yüzlerce kişiyle muhattap olduğum bir mekandayım. Her çeşit insanı bir arada görmek... her gelen yeni insan kapalı kutu, ne davranış sergileyecek bilemiyorsun. iyi kalpli teyze, şirret bacı, agresif varoş abi, aile babası, sorunlu ergen, manken gibi rus kadın, yardımsever nine gibi türünü saymakla bitiremeyeceğimiz insan mekanımızı ziyaret etmekte.

Bir sürü dükkan var. her dükkanın en az 3, en fazla 6 çalışanı var felan. işlerin aksamaması için dizginler çok sıkı tutuluyor, personal her an kontrol altında.

Profesyonel Çalışma hayatında da torpil adlı jokerin kullanıldığına tanıklık ediyorum. Patronu tanıyan işe giriyor, patronu tanıyan daha rahat bir konumda vazifesini sürdürüyor. Bariz şekilde ülkede işler cemaat şirketi, aile şirketi, tanıdıklar etrafında dönüyor. veya .ötünü silmeyi beceremeyen insanların yüksek makamlarda olduğunu görüyoruz. 2 üniversite bitiren kızcağız boşuna gül abimizin yolunu kesmemiş.

İşyerinde çalışanlar arasında dedikodu ve entrika dönüyor, hiçbir çıkar elde edemeyecek olduğu halde kuyu kazanlar filan var anasını satim.

neyse...umarım biraz uzun çalışırım da ihtiyaçlarımı karşılarım. malûm kriz var bayadır, bu dönemde iş bulabilmek mutluluk verici.